Yerin yapısı, levhalar ve jeolojik zaman
Durgun görünen dağlar uzun bir hareketin izini taşır.
Denizden yükselen dağlar
Bir dağın kayacında deniz canlılarının fosilleri bulunabilir. Bu durum denizin bugün o zirveye kadar yükseldiğini değil, o kayacın geçmişte farklı bir ortamda oluşup daha sonra yükselmiş olabileceğini düşündürür. Yeryüzü sabit bir dekor değildir; çok uzun zaman boyunca açılır, sıkışır, yükselir ve aşınır.
İç kuvvetler, enerjisini yerin içinden alan süreçlerdir. Levha hareketleri, dağ oluşumu, geniş alanlı yükselme-alçalma, volkanizma ve depremler bu çerçevede incelenir. Bugünkü bir şekli anlamak, onu oluşturan olayların sırasını kurmayı gerektirir.
Katmanlar ve levhanın anlamı
Dünya kimyasal bileşim bakımından kabuk, manto ve çekirdek katmanlarından oluşur. Mekanik açıdan litosfer, kabuk ve üst mantonun katı bölümüdür; levhalar bu katı kabuğun parçalarıdır. Altındaki astenosfer uzun zaman ölçeğinde şekil değiştirebilir. Mantonun tümünü sıvı bir magma denizi gibi düşünmek doğru değildir.
Okyanusal kabuk genel olarak daha ince ve yoğundur; kıtasal kabuk daha kalın ve daha az yoğundur. Levhaların hareketinde iç ısıya bağlı manto dolaşımı, dalan levhanın çekişi ve sırt çevresindeki yer çekimi etkileri rol oynar. Hareketler yavaş olsa da milyonlarca yılda kıtaların konumunu değiştirebilir.
Üç levha sınırı
Uzaklaşan levhalarda açılan alanı yükselen magma doldurabilir; okyanus ortası sırtları ve yeni okyanusal kabuk oluşur. Yaklaşan levhalarda yoğun okyanusal levha dalabilir; derin deniz çukuru, volkanizma ve deprem kuşağı gelişebilir. İki kıta karşılaştığında kabuk sıkışıp kalınlaşır; Himalayalar bunun örneğidir.
Yanal hareketli sınırlarda levhalar birbirine göre yatay yer değiştirir. Burada büyük depremler olabilir; yeni kabuk üretimi veya kabuk tüketimi sınırın temel özelliği değildir. Sınır türünü, okların yönü ve levhaların niteliğiyle birlikte oku.
Jeolojik zamanı olaylarla sırala
İlkel Zaman (Prekambriyen), Dünya tarihinin en uzun bölümünü kapsar. Birinci Zaman (Paleozoik) eski kıta çekirdekleri, eski dağ oluşumları ve taş kömürü birikimleriyle; İkinci Zaman (Mezozoik) Tetis çevresindeki denizel birikimlerle ilişkilendirilir. Üçüncü Zaman, Senozoyik içindeki Paleojen ve Neojen için kullanılan geleneksel addır; Alp-Himalaya oluşumu ve Türkiye’de linyit havzalarının gelişimi önemlidir.
Dördüncü Zaman (Kuvaterner) buzul dönemleri, deniz seviyesi değişmeleri ve bugünkü şekillerin ayrıntılanmasıyla öne çıkar. Bir kaynak türü yalnız tek zamanda oluşmuş olmak zorunda değildir; bu eşleştirmeler genel öğretim örnekleridir.
Türkiye’nin genç ve hareketli yapısı
Türkiye’nin önemli bir bölümü Alp-Himalaya kuşağındadır. Tetis’in kapanmasıyla ilişkili sıkışma dağ kuşaklarını oluşturmuş; daha sonraki yükselmeler ve dış kuvvetler bugünkü araziyi şekillendirmiştir. Eski masifler de bulunur; “Türkiye bütünüyle aynı yaşta genç kayaçtır” sonucu çıkarılamaz.
Anadolu, kuzeyde Avrasya, güneyde Afrika ve Arabistan levhalarının etkileri altında hareket eder. Kuzey ve Doğu Anadolu fay sistemleri ile Batı Anadolu’daki gerilme alanları bu tektonik çerçevede değerlendirilir. Dağ, fay ve deprem dağılışları arasında ilişki vardır; her dağın altında aynı tür fay bulunmaz.
Levha türünü ve hareket yönünü belirle; sonra kabuğun açılma, dalma ya da sıkışma sonucunu çıkar.
Bu bölümün kazanımları
- MEB 10.1.1Dünya’nın tektonik oluşumunu açıklar.
- MEB 10.1.2Jeolojik zamanların özelliklerini tektonik olaylarla ilişkilendirerek açıklar.
- Yerin iç yapısını levha hareketleriyle ilişkilendirir; jeolojik zaman içinde Türkiye’nin oluşumunu açıklar.