Geçmişin izinden tarih bilgisine
Bir eşya geçmişten kalır; onun ne anlattığını araştırma ortaya çıkarır.
Bir sikkenin anlattıkları
Bir müzede küçük bir sikkeye baktığını düşün. Üzerindeki hükümdar adı, basıldığı yer ve kullanılan yazı, geçmişteki bir yönetim hakkında bilgi verebilir. Fakat yalnız bu sikkeye bakarak o ülkede herkesin zengin olduğunu söyleyemeyiz. Eşya gerçektir; ondan çıkaracağımız sonuç ise ayrıca gerekçelendirilmelidir.
Tarih, geçmişteki insan faaliyetlerini yer ve zaman göstererek, kaynaklara dayanarak ve neden–sonuç ilişkileri içinde inceler. Savaşlar kadar üretim, göç, hukuk, gündelik hayat ve düşünceler de tarihin konusudur. Sikkenin açtığı kapıdan ilerlerken önce ne bildiğimizi, sonra neyi henüz bilmediğimizi ayıracağız.
Olay ile olgu aynı şey değildir
Olay, belirli bir yerde ve zamanda gerçekleşen gelişmedir: 29 Mayıs 1453’te İstanbul’un fethedilmesi gibi. Olgu ise çok sayıda olayla oluşan, daha uzun süreye yayılan değişimdir: Anadolu’nun Türkleşmesi veya sanayileşme gibi. Bir olay bir olguyu etkileyebilir; yine de uzun bir süreci tek tarihe sıkıştıramayız.
Tarihî gelişmeler tek nedenli değildir. Göçü yalnız iklimle açıklamak, savaş, nüfus, ticaret ve siyasi baskı gibi etkenleri dışarıda bırakabilir. Önce nedenleri, sonra sürecin nasıl ilerlediğini, son olarak kısa ve uzun vadeli sonuçları ayırırız. Bir olayın diğerinden önce gelmesi, tek başına onun nedeni olduğunu kanıtlamaz.
Kaynağın türü kadar sorumuz da önemlidir
Bir dönemde düzenlenen ferman, tutulan günlük veya yapılan yapı, o dönem için birinci el kaynak olabilir. Bu kaynakları sonradan inceleyen bir tarih kitabı genellikle ikinci eldir. Yazılı kaynakların yanında araçlar, mezarlar, resimler, sözlü anlatılar ve görsel-işitsel kayıtlar da kullanılır. Bir günlük birinci el olsa da yazarı olayları eksik görebilir veya kendi davranışını haklı gösterebilir.
Bu yüzden kaynağın kim tarafından, ne zaman, hangi amaçla üretildiği sorulur. Araştırmada kaynak tarama, tasnif, tahlil, tenkit ve sentez birbirini tamamlar: malzemeyi bulur, düzenler, inceler, güvenilirliğini sınar ve gerekçeli bir anlatı kurarız. Yeni kanıtlar önceki yorumların düzeltilmesini sağlayabilir.
Tarihin yardımcıları
Sikkenin üzerindeki yazıyı okumak paleografiyi, dili anlamak filolojiyi, sikkenin kendisini incelemek nümismatiği gerektirebilir. Epigrafi kitabeleri, diplomatik resmî belgelerin biçim ve özelliklerini inceler. Arkeoloji maddi kalıntıları, kronoloji zaman sırasını, coğrafya mekânın etkisini anlamaya yardım eder. Antropoloji insanın biyolojik ve kültürel özellikleriyle; kimya ise buluntuların yapısı ve uygun tarihleme yöntemleriyle katkı sağlar.
Tarihçi geçmişteki savaşı laboratuvarda tekrar edemez; fakat kaynakları sistemli biçimde karşılaştırabilir. Tarihin bilimsel niteliği, deney yapma zorunluluğundan değil, kanıtla denetlenebilir yönteminden gelir.
Geçmişi kendi koşullarında değerlendirmek
Bir Orta Çağ köylüsünün kararlarını bugünün ulaşım, eğitim ve haberleşme olanaklarını var sayarak açıklamak anakronizme yol açar. Tarihsel empati, o kişinin seçeneklerini kendi zamanının koşullarında anlamaya çalışmaktır; yaptığı her şeyi doğru bulmak değildir.
Tarih öğrenmek ortak hafızayı geliştirir, kurumların nasıl değiştiğini gösterir ve bugünkü iddiaları sorgulamayı kolaylaştırır. Fakat geçmiş, geleceği aynen tekrarlayan bir senaryo sunmaz. Benzerlikleri karşılaştırırken farklı koşulları da hesaba katarız. Sağlam yorum, hem kanıta dayanır hem de kanıtın söylemediği şeyi açıkça sınırlar.
Tarih bilgisi, kaynağın kendisi ile kaynaktan yapılan çıkarımı ayırarak kurulur.
Bu bölümün kazanımları
- MEB 9.1.1Bir araştırma alanı ve bilim dalı olarak tarihin konusunu, kapsamını ve diğer bilim dallarıyla ilişkisini açıklar.
- MEB 9.1.2Tarih öğrenmenin amaç ve yararlarını kavrar.
- Kaynak, kanıt ve yorum arasındaki farkı kurarak tarihî bir çıkarımı sınar.