Uluslararası dengede varlığını korumak
Bir devlet, kendisinden güçlü rakiplerle yalnız savaşarak değil, onların çıkar ayrılıklarından yararlanarak da mücadele eder.
Denge siyaseti nasıl işler?
Rusya’nın Boğazlara ve sıcak denizlere yönelmesi, İngiltere ve Fransa’nın Akdeniz ile ticaret çıkarlarını etkiliyordu. Osmanlı yönetimi, bir gücün baskısına karşı başka güçlerin desteğini arayabiliyordu. Denge siyaseti, çıkar çatışmalarından yararlanarak siyasi varlığı koruma çabasıdır.
Bu, sürekli aynı devletin dost olduğu veya Osmanlı’nın hiç karar gücünün kalmadığı anlamına gelmez. İttifaklar meseleye ve zamana göre değişti. Şark Meselesi diye anılan tartışmalar da Osmanlı toprakları ve halkları üzerindeki büyük güç rekabetiyle bağlantılıydı.
Milliyetçilik ve dış müdahale
1804’te başlayan Sırp ayaklanması ve 1821 Rum isyanı, yerel toplumsal sorunlar, milliyetçilik ve dış destekle birlikte değerlendirilir. Yunanistan’ın bağımsızlığı, Osmanlı topraklarındaki değişimin uluslararası diplomasiyle de belirlendiğini gösterdi. 1815 Viyana Kongresi’nin düzeni koruma anlayışı, büyük güçlerin her bölgede aynı ilkeyi uygulaması anlamına gelmedi.
Osmanlı’nın Kuzey Afrika’daki toprakları da işgal ve nüfuz rekabetine konu oldu. Bir bölgenin kaybı yalnız haritada küçülme değildi; göç, gelir kaybı, yeni savunma ihtiyaçları ve insanların gündelik hayatında ağır değişimler doğuruyordu.
Mehmet Ali Paşa ve Boğazlar
Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın askerî ve ekonomik gücü, merkezî Osmanlı yönetimine karşı taleplerini artırdı. Çatışma sırasında Osmanlı’nın Rus desteğine yönelmesi 1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması’yla bağlantılıdır. Bu yakınlaşma İngiltere ve Fransa gibi güçleri kaygılandırdı.
1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi, Boğazlar meselesini uluslararası düzenlemeye bağladı ve barış zamanında yabancı savaş gemilerine kapalılık ilkesini benimsedi. Böylece yerel bir valinin merkezle çatışması, büyük güçlerin güvenlik meselesine dönüşebildi.
Kırım Savaşı ve Paris
1853–1856 Kırım Savaşı’nda İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı yanında yer alması, Rusya’nın güçlenmesini sınırlama amacıyla bağlantılıydı. 1856 Paris Antlaşması Osmanlı’yı Avrupa devletler hukuku çerçevesinde kabul ederken Karadeniz’i tarafsızlaştırdı. Bu düzenleme, devletin güçlü müttefiklere rağmen egemenlik alanında sınırlamalarla karşılaşabildiğini gösterir.
Savaş sırasında 1854’te başlayan dış borçlanma, ilerleyen dönemde mali bağımlılık sorununu büyüttü. Siyasi destek ile ekonomik bağımsızlık aynı şey değildir; bir savaşın diplomatik ve mali sonuçları farklı yönlerde ilerleyebilir.
93 Harbi’nden bloklaşmaya
1877–1878 Osmanlı–Rus Savaşı ağır yenilgi, göç ve toprak kayıpları doğurdu. Ayastefanos düzenlemesinin büyük güçleri kaygılandırması üzerine Berlin Kongresi toplandı. Berlin Antlaşması Balkanlardaki bağımsızlık ve sınır değişimlerinin yanında Doğu Anadolu’daki reform meselesini de uluslararası gündeme taşıdı.
Yüzyıl sonunda büyük güçler arasındaki bloklaşma Osmanlı’nın ittifak arayışlarını etkiledi. Avrupa’daki kayıplar, Almanya’yla artan ilişkiler ve 20. yüzyıl başındaki savaşlar bu ortamda gelişti. Osmanlı dışındaki Müslüman toplulukların yardımları da kültürel ve dinî dayanışmanın diplomasi dışında bir boyutunu gösterir.
Denge siyaseti, değişen büyük güç çıkarları arasında hareket alanı açma çabasıdır; her destek bağımsızlığı aynı ölçüde güçlendirmez.
Bu bölümün kazanımları
- MEB 11.4.11774-1914 yılları arasındaki süreçte meydana gelen başlıca siyasi gelişmeleri tarih şeridi ve haritalar üzerinde gösterir.
- MEB 11.4.2Osmanlı Devleti’nin siyasi varlığına yönelik iç ve dış tehditleri analiz eder.
- Osmanlı denge siyasetini büyük güçlerin çıkarları ve toprak kayıpları bağlamında açıklar.