İki kutuplu dünya ve Türkiye’nin yönelişi
Savaşın galipleri ortak düşman ortadan kalkınca aynı dünya düzenini istemediklerini gösterdi.
Soğuk Savaş neden ‘soğuk’?
ABD ve SSCB arasındaki rekabet siyasi sistem, ekonomi, güvenlik ve nüfuz alanlarıyla ilgiliydi. İki güç doğrudan büyük bir savaşa girmekten kaçınırken silahlanma, propaganda ve farklı bölgelerdeki çatışmalara destek yoluyla mücadele etti. Bu yüzden dönem Soğuk Savaş diye adlandırılır.
“Soğuk” kelimesi hiç sıcak çatışma yaşanmadığı anlamına gelmez; Kore ve Vietnam gibi savaşlar büyük kayıplar doğurdu. Nükleer silahların karşılıklı yıkım riski, doğrudan çatışmayı sınırlayan etkenlerden biriydi. Bloklar da kendi içinde tamamen sorunsuz ve tek iradeli değildi.
Doktrin, yardım ve askerî ittifak
1947 Truman Doktrini, Sovyet etkisini sınırlama amacıyla Türkiye ve Yunanistan’a desteği öne çıkardı. Marshall Planı Avrupa’nın ekonomik toparlanmasını destekledi. 1949’da kurulan NATO askerî ittifakken 1955’te kurulan Varşova Paktı Sovyet öncülüğündeki karşı blokun askerî örgütüydü.
Türkiye’nin güvenlik kaygıları Batı’yla yakınlaşmasını destekledi. 1949’da Avrupa Konseyine, Kore Savaşı’na birlik göndermesinin ardından 1952’de NATO’ya katıldı. Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ve NATO farklı kurumlardır; insan hakları iş birliği, ekonomik-siyasi bütünleşme ve askerî ittifak aynı şey değildir.
Çok partili hayata geçiş
1945’te Millî Kalkınma Partisi, 1946’da Demokrat Parti kuruldu. Demokrat Partinin kuruluşu, savaş yıllarının ekonomik sıkıntıları, siyasi katılım talepleri ve iktidar içindeki görüş ayrılıklarıyla bağlantılıydı. 1946 seçimleri açık oy ve gizli sayım gibi uygulamalar nedeniyle tartışmalıydı.
1950 seçimlerinde gizli oy, açık sayım ve yargısal denetim esaslarıyla iktidar Demokrat Partiye geçti. Bu barışçı iktidar değişimi demokrasi tarihi açısından önemliydi. Ancak seçimlerin varlığı tek başına bütün özgürlüklerin güvence altında olduğunu göstermez; sonraki yıllarda basın ve muhalefet üzerindeki baskılar da incelenmelidir.
Makineleşme, yol ve göç
1950’lerde tarımda makine kullanımının artması ve karayollarına verilen ağırlık üretim ile ulaşımı değiştirdi. Marshall yardımları bu dönüşümün kaynaklarından biriydi. Bazı bölgelerde makineleşme iş gücü ihtiyacını azaltırken nüfus artışı, toprak sorunları ve şehirde iş beklentisi köyden kente göçü hızlandırdı.
Göç, kentlerde iş gücü ve kültürel çeşitlilik sağladı; aynı zamanda konut, altyapı ve istihdam sorunlarını büyüttü. Tarımda makineleşmeyi yalnız verim artışıyla veya göçü yalnız tek bir yardımla açıklamak eksik kalır. Ekonomi ile nüfus hareketleri karşılıklı etkileşim içindedir.
Türkiye’nin Batı blokuna yönelişi güvenlik, ekonomi ve iç siyasi değişimle birlikte gelişti.
Bu bölümün kazanımları
- MEB 6.11945-1950 yılları arasında Türkiye’de meydana gelen siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmeleri kavrar.
- MEB 6.2II. Dünya Savaşı sonrası dönemde uluslararası ilişkilerde ve Türk dış politikasında meydana gelen gelişmeleri kavrar.
- MEB 6.31950’ler Türkiye’sinde meydana gelen siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmeleri analiz eder.
- Soğuk Savaş kurumlarını ve Türkiye’deki siyasi-ekonomik değişimi nedenleriyle açıklar.