Komünite ekolojisi
Bir gölde balık sayısının artması her zaman daha iyi koşul anlamına gelir mi?
Aynı alanda yaşayan türler bir ağ oluşturur
Ekoloji canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini inceler. Organizasyon düzeyleri küçükten büyüğe şöyledir:
• Popülasyon: Belirli bir alanda yaşayan ve aralarında üreyebilen aynı türden bireyler (bir gölde yaşayan bütün sazan balıkları).
• Komünite: Aynı alanda yaşayan farklı türlere ait popülasyonların tümü (göldeki bütün balıklar, bitkiler, böcekler, mikroorganizmalar).
• Ekosistem: Komünite ile cansız (abiyotik) çevrenin birlikte oluşturduğu sistem.
• Biyosfer: Yeryüzündeki bütün ekosistemler.
Bir türün yaşadığı yere habitat, o türün ekosistemdeki görevine, beslenme biçimine ve kullandığı kaynakların tümüne ekolojik niş denir. Habitat türün 'adresi', niş ise 'mesleği' gibi düşünülebilir.
Komünitedeki türler besin, yer ve diğer kaynaklar üzerinden birbirine bağlıdır; bir türdeki değişim diğerlerini de etkiler. Bu yüzden bir gölde bir balık türünün sayısının artması, besinlerinin tükenmesine veya rakip türlerin azalmasına yol açarak komünitenin dengesini değiştirebilir.
Komünitenin yapısını belirleyen etkenler
Bir komünitenin hangi türlerden oluştuğu, tür sayısı (tür çeşitliliği) ve türlerin bolluğu cansız ve canlı etkenlere bağlıdır.
• Cansız etkenler: sıcaklık, ışık, su, toprak yapısı, mineraller, tuzluluk, pH, rüzgâr.
• Canlı etkenler: rekabet, av–avcı ilişkileri, simbiyotik ilişkiler, hastalıklar.
Karasal ekosistemlerde tür çeşitliliği genel olarak enlemle ilişkilidir: Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe sıcaklık, ışık ve büyüme mevsimi azaldığı için tür çeşitliliği genellikle azalır. Tropikal yağmur ormanları en zengin, tundralar en fakir karasal komünitelerdendir. Yükselti arttıkça da benzer bir azalma görülür.
Sucul ekosistemlerde çeşitlilik suyun derinliği ve kirliliğiyle ilişkilidir: Işık derinlikle azaldığı için fotosentez yapan canlılar yüzeye yakın sularda yoğunlaşır; derinlerde besin ve oksijen kısıtlıdır. Kirlilik suyun oksijenini azaltır, bazı türlerin aşırı çoğalmasına ve diğerlerinin yok olmasına yol açar; sonuçta tür çeşitliliği düşer.
Tür çeşitliliği yüksek komüniteler genellikle çevresel değişimlere karşı daha dayanıklıdır; bir tür azaldığında aynı görevi üstlenebilecek başka türler bulunur.
Rekabet: aynı kaynağa iki talip
Canlılar besin, su, ışık, yaşam alanı ve eş gibi sınırlı kaynaklar için rekabet eder. Rekabette iki taraf da kaynaklardan daha az yararlandığı için olumsuz etkilenir.
• Tür içi rekabet, aynı türün bireyleri arasında gerçekleşir. Bireylerin gereksinimleri tamamen aynı olduğu için en şiddetli rekabettir. Popülasyon yoğunluğu arttıkça şiddetlenir ve popülasyon büyümesini sınırlar. Örnek: aynı ormandaki geyiklerin besin ve eş için rekabeti, aynı tarlada sık ekilmiş bitkilerin ışık rekabeti.
• Türler arası rekabet, nişleri kısmen örtüşen farklı türler arasında gerçekleşir. Örnek: aynı bölgede avlanan aslan ve sırtlanların av için rekabeti.
Nişleri tamamen aynı olan iki tür aynı yerde uzun süre birlikte yaşayamaz; biri ötekini o bölgeden uzaklaştırır veya yok eder (rekabetçi dışlama). Laboratuvarda aynı besinle beslenen iki terliksi hayvan türünden birinin zamanla ortadan kalkması bunun klasik örneğidir.
Doğada rekabet çoğu zaman kaynak paylaşımıyla azalır: Aynı ağaçta yaşayan farklı kuş türlerinin ağacın farklı yüksekliklerinde beslenmesi veya farklı zamanlarda avlanması nişlerin ayrışmasını sağlar.
Av–avcı ilişkisi
Avcılık, bir türün (avcı) diğer türü (av) yakalayıp besin olarak kullanmasıdır. Avcı yarar görür, av zarar görür.
Av ve avcı popülasyonları birbirini etkileyerek dalgalanır: Av sayısı artınca avcıların besini bollaşır ve avcı sayısı artar. Artan avcılar avı azaltır; av azalınca avcılar besin bulamaz ve azalır. Avcı azalınca av yeniden çoğalır. Avcı popülasyonundaki artış ve azalış, av popülasyonundakini gecikmeyle izler. Kuzey ormanlarında vaşak ve kar tavşanı sayılarının yıllar içinde düzenli dalgalanması bu ilişkiye örnektir.
Avcılar çoğunlukla yaşlı, hasta ve zayıf bireyleri yakaladığı için av popülasyonunun sağlığını korumaya ve sayısını taşıma kapasitesi içinde tutmaya katkı verir. Bir bölgede avcıların yok edilmesi, av türlerinin aşırı çoğalmasına, bitki örtüsünün tahrip olmasına ve sonunda av türünün de açlıktan büyük kayıplar vermesine yol açabilir.
Av–avcı ilişkisi her iki tarafta da uyumların seçilmesine yol açar: Avlarda kamuflaj, hızlı kaçma, zehir ve uyarıcı renkler; avcılarda keskin duyular, hız ve gizlenme.
Simbiyotik ilişkiler
Simbiyoz (ortak yaşam), farklı türlerin bireylerinin uzun süreli ve yakın birlikte yaşamasıdır. Taraflardan birinin veya ikisinin yararlanmasına göre üç tür simbiyotik ilişki vardır. Tabloda (+) yarar görme, (−) zarar görme, (0) etkilenmeme anlamındadır.
Bazı ilişkiler koşullara göre değişebilir: Bağırsakta yararlı olan bir bakteri, bağışıklığı zayıflamış bir kişide veya başka bir organa geçtiğinde hastalık yapabilir. Bu nedenle ilişkiler bağlam içinde değerlendirilir.
| İlişki | Etki | Örnekler |
|---|---|---|
| Mutualizm | + / + | Liken (alg ve mantar), baklagil kökü ve azot bağlayan bakteriler, mikoriza, çiçek ve tozlaştırıcı böcek, insan bağırsağı ve yararlı bakteriler, termit ve bağırsağındaki selüloz sindiren tek hücreliler |
| Kommensalizm | + / 0 | Köpek balığı ve ona tutunup artıklarla beslenen vantuz balığı, ağaç dallarında yaşayıp ağaca zarar vermeyen bazı epifit bitkiler, insan derisinde zararsız yaşayan bazı bakteriler |
| Parazitlik | + / − | Bit, pire, kene (dış parazitler); tenya, bağırsak solucanları (iç parazitler); küsküt (bitki paraziti); hastalık yapan virüs ve bakteriler |
Parazitler ve insan sağlığı
Parazitlik ve mutualizm insan sağlığıyla doğrudan ilişkilidir.
• Bit: Saçlı deride yaşar, kanla beslenir; kaşıntıya yol açar. Toplu yaşanan ortamlarda kişiden kişiye geçer. Kişisel hijyen ve tarak, havlu gibi eşyaların ortak kullanılmaması korunmayı sağlar.
• Pire: Kanla beslenen, sıçrayarak hareket eden bir dış parazittir; bazı hastalık etkenlerini taşıyabilir. Evcil hayvanların düzenli bakımı önemlidir.
• Kene: Kanla beslenir ve Kırım–Kongo kanamalı ateşi gibi ciddi hastalıkları bulaştırabilir. Kırsal alanda açık renkli ve vücudu örten giysiler giyilmeli, vücut düzenli kontrol edilmeli; tutunmuş kene ezilmeden ve çıplak elle koparılmadan sağlık kuruluşunda çıkarılmalıdır.
• Tenya (şerit): İyi pişmemiş etle alınabilen bir iç parazittir; ince bağırsağa tutunur ve sindirilmiş besinleri emer. Kilo kaybı ve sindirim sorunlarına yol açabilir. Etin iyi pişirilmesi ve hijyen korunmayı sağlar.
• Bağırsak florası: Kalın bağırsaktaki yararlı bakteriler insanla mutualizm içindedir; vitamin üretir ve zararlı mikropların yerleşmesini zorlaştırır. Gereksiz antibiyotik kullanımı bu dengeyi bozabilir.
Süksesyon: komünitenin zaman içindeki değişimi
Bir alandaki komünitenin tür bileşiminin zaman içinde belirli bir yönde ve aşamalı olarak değişmesine süksesyon denir.
• Birincil süksesyon, daha önce hiç canlının yaşamadığı ve toprağın bulunmadığı alanlarda başlar: yeni oluşmuş volkanik lav alanları, buzulların çekildiği çıplak kayalar, yeni oluşan kumullar. Bu alanlara ilk yerleşen öncü türler, zor koşullara dayanıklı likenler ve karayosunlarıdır. Likenlerin salgıladığı asitler ve ölen canlıların kalıntıları kayanın parçalanmasını ve ince bir toprak tabakasının oluşmasını sağlar. Toprak kalınlaştıkça otsu bitkiler, sonra çalılar ve ağaçlar yerleşebilir. Bu süreç çok uzun zaman alır.
• İkincil süksesyon, bir komünitenin yangın, sel, ağaç kesimi veya tarımın terk edilmesi gibi nedenlerle bozulduğu ama toprağın korunduğu alanlarda başlar. Toprakta tohumlar ve kökler bulunduğu için birincil süksesyondan çok daha hızlı ilerler. Terk edilmiş bir tarlanın yıllar içinde otlarla, sonra çalılarla ve ağaçlarla kaplanması örnektir.
Süksesyon ilerledikçe genellikle tür çeşitliliği, biyokütle ve toprak kalınlığı artar; komünite daha kararlı hâle gelir. Program süksesyonun evrelerinin ayrıntısına girmez; her yerde tek ve değişmez bir sonuca ulaşmak zorunda değildir.
Bir türün kaybı ağı nasıl etkiler?
Komünitedeki türler besin ağları ve diğer ilişkilerle birbirine bağlı olduğu için bir türün azalması veya yok olması zincirleme etkiler oluşturabilir.
• Tozlaştırıcı böceklerin azalması, onlara bağımlı bitkilerin tohum ve meyve üretimini düşürür; bu bitkilerle beslenen hayvanlar da etkilenir.
• Bir avcının yok edilmesi, av türlerinin aşırı çoğalmasına ve bitki örtüsünün tahribine yol açabilir.
• Yabancı (istilacı) bir türün bir ekosisteme taşınması, doğal düşmanı bulunmadığı için hızla çoğalıp yerli türlerle rekabete girebilir ve onları yok edebilir. Balast sularıyla taşınan bazı deniz canlıları veya göllere bırakılan yabancı balık türleri buna örnektir.
Komünitedeki etkisi bolluğuna göre çok büyük olan türlere anahtar türler denir; bunların kaybı komünitenin yapısını köklü biçimde değiştirebilir.
Tek bir besin zinciri bütün ekosistemin bağlantılarını göstermez; bir değişimin sonuçlarını tahmin ederken besin ağındaki bütün ilişkiler, rekabet ve simbiyotik bağlar birlikte değerlendirilmelidir.
Komünitenin yapısı cansız etkenler ve türler arası ilişkilerle belirlenir; komünite süksesyonla zaman içinde değişir.
Bu bölümün kazanımları
- MEB 11.2.1.1Komünitenin yapısına etki eden faktörleri açıklar.
- MEB 11.2.1.2Komünitede tür içi ve türler arasındaki rekabeti örneklerle açıklar.
- MEB 11.2.1.3Komünitede türler arasında simbiyotik ilişkileri örneklerle açıklar.
- MEB 11.2.1.4Komünitelerdeki süksesyonu örneklerle açıklar.
- Türler arası ilişkileri, komünitenin yapısını ve zaman içindeki değişimini açıklar.